Paris Merkezinde Göçmenler Nerede Yaşar

Paris çok kozmopolit bir şehir. Bunu başka bir sayfada daha söylemiştim ama tekrar edeceğim. Paris Belediye'si bile bu göçmen sayısının fazlalığıyla gurur duyuyor çünkü farklı kültürlerin Paris'e büyük bir getirisi olduğunu düşünüyor. Periferi içinde yer alan Arrondissement'lar tamamıyla değil ama mahalle mahalle, bulvar bulvar ya da sokak sokak bu farklı etnik kökenden gelmiş insanlar tarafından parsellenmiş durumda. Paris'i batı medeniyetinin beşiği gibi görebiliriz. Doğal olarak göçmenlerin neredeyse tamamı doğudan gelmiş. Genel olarak Orta Doğu, Asya, Uzak Doğu, Afrika ve Arap ülkeleri diyebiliriz.





Bu kültürlerin bazı ortak özellikleri var ki hele bir de kendi ülkelerinden uzaktalarsa mutlaka bir arada yaşama, korunma durumunda yaşıyorlar. Bu da şu demek bir sokağa giriyorsunuz tamamı japon, öbür sokak lübnanlı gibi.

Şunu baştan söylemek lazım ki bu kadar göçmenin yaşadığı yerde zaten hangi bölgeye giderseniz gidin mutlaka her farklı etnisiteden birisiyle zaten karşılaşacaksınız ama kimler nerelerde çoğunluk halinde yaşıyor.


Hint Mahallesi:


Gare du Nord'un hemen yan sokağın Rue de Faubourg Saint-Denis ve La Chapelle mahalleri büyük çoğunlukla Hindistan, Sri lanka, Pakistan ya da Bangladeş'den gelmiş insanlar yaşar. Hint restoranlarından buram buram köri kokusu altında yerel kıyafetleriyle gezen Hintliler mutlaka görülmesi gerekir. İnsan kendini gerçekten bir anda Hindistan tatilinde falan sanabilir(Abartmıyorum).

Peki bu mahalleye nasıl gideceksiniz: Chapelle, Magenta, Gare du Nord duraklarından kolayca ulaşabilirsiniz.

Afrika Mahallesi:


Afrika mahallesi benim çok sevdiğim ama insanların genelde korktuğu biraz da suç oranının fazla olduğu bir bölge. Ama bu sizi korkutmasın normal saatlerde gayet keyifli zaman geçirebilirsiniz.
Yine Gare du Nord'un arka tarafında kalan Barbes-Rochechouart durağında inip Barbes bulvarını takip ederseniz 5 dk sonra Chateau Rouge'a geleceksiniz. Zaten geldiğinizi yolda yürürken anlayacaksınız. Hemen hemen hiç beyaz tenli birisiyle karşılaşmayacaksınız. Kara Afrika'nın neredeyse tamamı buradaymış gibi. Kurutulmuş yılan balıkları satanlar, tropikal Afrika meyveleri satalar... Mutlaka gidin ve dolaşın.

Çin Mahallesi:


Belleville 1800'lü yıllarda Paris sanat hayatının göz bebeği durumundaymış. Paris'e ülkelerinde çoğunlukla politik sebeplerden (refusé politique) yaşam imkanı bulamayan insanların göçleri ve bu insanların bir arada yaşamasından dolayı bazı kültürel değerlerini de kaybetmişler. Belleville tam olarak böyle bir mahalle. Hala bazı underground sanat haraketlerine ev sahipliği yapsada çok büyük bir cadde olan Rue de Belleville'in neredeyse tamamı ara sokaklarıyla birlikte Çinlilerin yaşadığı bir yer. Çin restoranları en çok göreceğiniz işletmeler. Ama bunun yanında kuaföründen, butiklerine kadar çeşit çeşit Çince tabelayla karşılaşacaksınız. Belleville metro durağında indiğinizde günün her saati ne yazık ki tüm meydanı saran Çinli hayat kadınları da beni her gördüğümde şaşırtan ve üzen bir gerçek.

Yine korkulacak bir durum söz konusu değil Paris'te olduğunuzu unutmayın ve keyfini çıkarın.

Türk Mahallesi:


Strasbourg Saint-Denis metro durağında inerek ya da en güzeli yürüyerek kolaylıkla ulaşabileceğiniz oldukça merkezi bir yerde Türk Mahallesi. 1970'li yıllarda Paris'e gelen Türkler büyük çoğunlukla atölyeler kurarak tekstil işine girmişler. Kadınlarında erkeklerl birlikte çalıştığı kazancın oldukça iyi olduğu dönemlerde Türkler bildiğiniz gibi eşlerini Türkiyeden seçerek nüfus olarak çoğalmışlar ama özellikle son 10 yıldır Çin'in tüm sektörüleri ele geçirdiği gibi tekstil sektörünüde sonlandırmış ve ilk olarak çalışan kadınları eve mahkum etmilş ardından da erkekleri. Parası olanlar restoran işine girmiş, olmayanlar ise banlieu dediğimiz periferinin dışına çıkarak orada bir yaşam kurmaya çalışmış. Şu an için Türkler sayısal olarak oldukça azalmış durumda ama hala ünlü La Porte Saint-Denis'nin arkasında kalan Rue du Faubourg Saint-Denis sokağına geldiğinizde yüzünüzde bir gülümse oluşacak. İnsanlara selam verin, bir şeyler yiyin, için göreceksiniz aynı Türkiye'deymiş gibi hissedeceksiniz. 





0 comments:

Yorum Gönder

Siz de tecrübelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.