7 Günde Paris

Madem 7 günlüğüne Paris'teyiz o zaman oradan oraya koşturmanın bir alemi yok. Sakin sakin bol bol dinlenmeli bir hafta geçirelim. Keşiflere çıkalım ve Paris'i daha içinden tanıyalım. Tanıdıkça daha çok seveceğimize eminim. O yüzden sizler için her güne en fazla 3 gezi noktası ayarlamaya çalıştım.

O zaman başlayalım.

C'est parti!

1. GÜN





İlk günümüze Paris'in bir kafesinde edeceğimiz kahvaltıyla başladıktan sonra yakınsak yürüyerek değilsek metroyla Cité durağında inerek Paris'in eşsiz adasına ulaşalım.

1. NOTRE-DAME DE PARIS


Bu muhteşem gotik mimariye ulaştığınız zaman dinsel mekanları nasıl sanat eseri haline çevirdiklerini göreceksiniz. Paris'in ve hatta Fransa'nın en çok ziyaret edilen notalarından birisi olduğu için her zaman önünde uzun kuyruklar vardır ama beklemeye değer bir sıra. Giriş için her hangi bir ücret ödenmiyor ama içerisi gezildikten sonra hemen yan tarafında sizi bir başka sıra daha bekliyor olacak o da katedralin kulesinden yukarı çıkmak için. Ücreti 8,5 € ama inanın o hep resimlerde gördüğünüz eşsiz manzaranın içinde olacağınızı düşünün ve o sırayı bekleyin.


Notre Dame De Paris ziyaretinden sonra akşam saatlerinde, 18.00-18.30 gibi, tekrar civarda olursanız akşam ayinini izlemek için ve unutulmaz bir deneyim içinde içeriye girin.

2. LA SAINTE CHAPELLE


Yine bir gotik mimari örneği kilise. Ama bunu Notre Dame'dan farkı vitrayları. Muhteşem vitray sanatıyla İncil döneminde gerçekleşmiş Hristiyan inancını anlatan 1100'e yakın görsel göreceksiniz.
Giriş ücreti 8€.





Şimdi bu iki gezinti mutlaka yorucu olmuştur saatler öğleni hatta öğleden sonrayı bulmuştur. Dinlenmek ve bir şeyler yemek için bir saat mola verelim. Dilerseniz adada bulunan kafelerde dilerseniz marketten alacağınız atıştırmalıklarla nehrin yanına inebilirsiniz. Ücretsiz wi-fi'nin de olduğu Square Jean parkı Notre Dame kilisesinin arkasında sizleri bekliyor olacak.

3. Cimetiere Pere Lachaise 


Öğleden sonra bir metroyla Cimetiere Pere Lachaise mezarlığına giderek Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, Edith Piaf (Madam Lambuka olarak arayınız), Balzac, Chopin, Oscar Wilde, Jim Morrison, Moliere gibi Paris'te yaşamış ve ölmüş kişileri ziyaret edebilirsiniz.

Mezarlıktan çıktıktan sonra yine metro kullanabilirsiniz ya da oteliniz yakınsa yürüyüş de yapabilirsiniz. (Biraz kaybolmak inanın Paris'te inanılmaz keşifler yapmanızı sağlayacaktır.)

2. GÜN



1. LOUVRE MÜZESI


Sabahtan bir müze gezisiyle güne başlayacağız. Louvre Müzesi'ne gideceğiz.
Gezmesi çok uzun süreceği için mümkün olan en erken saatte başlamakta yarar var.


Müzede Léonard de Vinci'nin La Joconde'u (Mona Lisa), Milo'nun La Vénus'ünü ve daha binlerce muhteşem eser sizi bekliyor. Louvre meydanına geldiğiniz zaman göreceğiniz cam piramit giriş kapısıdır.
Giriş ücreti 9,5 €

Her ayın ilk pazarı ise pek çok müze gibi Louvre da ücretsiz bu nedenle sabah erkenden kuyruğa girmenizi öneririz bu özel günlerde.








Öğle saatlerinde çıktığımız zaman müzenin hemen yanında bulunan Rue Saint-Honoré'ye geçerek restoranlarda bir şeyler yiyebiliriz. Sainte-Honoré pek çok ünlü markanın mağazasına ev sahipliği eder. Hemen her gün bir gazeteciyi bir mağaza önünde ünlü bir modacıyı görüntülemeye çalışarak görebilirsiniz.

Ya da bu caddeyi hızlıca geçerek yine market alışverişiyle Jardin Tuilerie'ye geçip bir şeyler atıştırabiliriz.

2. CONCORDE MEYDANI


Jardin Tuileri'nin içinden geçerek Concorde Meydanı'na ulaşalım. Burası Paris'in en önemli meydanlarından birisidir. Mısır'dan getirilen Dikili Taşı ve heykellerini gezip devam edelim.

3. OPERA et GRAND MAGASINS


Öğleden sonra Place Vendom'a (Vendom Meydanı) ve Opera Binasına doğru yürüyüş yapacağız. Opera binasını ve hemen arka tarafında olan büyük alış merkezlerinden Galerie Lafayette ve Printemps'ı ziyaret etmeden önce eğer yürümekten yorulduysak cadde üstünde zaten onlarca kafe sizi bekliyor olacak.




Biraz dinlenin Cafe de la Paix'te bir kahve için ki bu kısım biraz kadın okuyucularımıza hitap ediyor sanırım bol bol yürümek zorunda kalacağımız dünyanın en önemli alışveriş merkezine geldik diyebiliriz.


Dilerseniz eşiniz alış veriş yaparken dilerseniz sonrasına birlikte en üst katına çıkarak Paris'in muhteşem panaromik manzarasını Eiffel Kulesi eşliğinde izleyip bir kahve içebilirsiniz.

Akşam saatlerine geldiysek eğer güzel bir akşam yemeği için ve otelinize çekilip dinlenmek için hiç vakit kaybetmeyin.


3. GÜN



Artık Paris hayatına bir nebzede olsa alışmaya başladık değil mi? Şimdi bir croissant ve café söyleyerek güne başlayalım.



1. LES INVALIDES


Bugün Seine Nehri'nin Rive Gauche denilen tarafında bir gezinti yapacağız.Gezimize Invalides mahallesinden başlayacağız.



Askeri bölge olarak düşünebiliriz Napeleon'uyla ve diğer isimleriyle tüm askeri tarih hikayeleri hep bu bölgede gerçekleşmiş.

2. SAINT GERMAIN


Daha sonra Faubour St- Germain'i takip ederek o meşhur Saint-Germain-Des Pres'ye geleceğiz. Butikleriyle, restoranlarıyla, kafeleriyle, edebiyat dünyasının en büyük isimlerinin anılarıyla dolu bir mahalle.

Oldukça büyük bir cadde ve caddeyi çevreleyen tüm ara sokaklarda ya bir sanat galerisi ya bir butik ya da sizi şaşırtacağına emin olduğumuz bir mekan bulunur.


Keşfe çıkmanızı öneririm. Özgürce dolaşın, mekanlara girin çıkın ve havasını içinize çekin. Yorulduğunuz zaman Café de Flore'da oturup bir şeyler yiyebilir, içebilirsiniz. Sartre'ın varoluşçu düşüncelerinden bazılarını burada kaleme aldığını, Simone de Beauvoir ile buralarda karşılık sohbetler ettiğini, Albert Camus'nun buraya çok sık uğradığını hatırlayarak kahvenizden ya da şarabınızdan keyifli bir tarih yudumlayın. Aynı şekilde karşısındaki Les Deux Magots'a da gidebilirsiniz.


7-10 € arası bir meblağ ile cebinizi çok yakmadan bu keyfi tadında bırakabilirsiniz. Menüleri için buyrun:

Cafe de Flore Menüsü için tıklayınız. (pdf)
Les Deux Magots Menüsü için tıklayınız (pdf)


3. JARDIN DU LUXEMBOURG


Öğleden sonra Saint Germain'in biraz yukarısında bulunan Jardin du Luxembourg (Lüksemburg bahçesi) gezilebilir. Paris bahçelerine, parklarına aslında insanların nefes alabileceği mekanlar yaratma ve koruma konusunda çok titiz olduğundan gördüğünüz zaman hayran kalacağınız bir park.


Çok büyük bir alan üzerine kurulmuş parkı gezerken dinlenebileceğiniz bir çok oturma grubunu da göreceksiniz.

4. LE PANTHEON

Parkın çıkışında hemen karşı caddesinde bulunan Panthéon'a uğrayarak Victor Hugo, Voltaire, Rousseau gibi edebiyatçı insanların mezarlarını ziyaret edebilir ve muhteşem mimarisiyle Panthéon binasının tadını çıkarabilirsiniz.



Bu arada unutmadan Quartier Latin'da (Latin Mahallesi) olduğunuzu söylemeliyim. Paris'in en elit mahallelerinden birisidir. Ve üniversitelerin mahallesidir.

4. GÜN




1. LE CHÂTEAU DE VERSAILLES


Versailles Sarayı'nın muhteşemliğini mutlaka duymuşsunuzdur. Bir RER C treniyle kolayca ulaşabilirsiniz. büyük bahçelerini gezerken pique-nique (piknik) yapabilirsiniz. Eğer yanınıza yiyecek bir şeyler almadıysanız satış noktalarından yiyecek temin edebilirsiniz. Bu pique-nique gerçekten büyük bir keyiftir. Şatonun etrafında ki büyük kanalı takip ederek Marie Antoinette'in fabrikası ve çiftliğini de gezerek bitirelim. Yine aynı yolla geri dönüyoruz.

Yalnız yazarken kısa sürse de inanın oldukça uzun süren bir geziye çıktığımızı unutmayalım. Hemen bir gidip geliriz gibi bir düşünce olmasın kafanızda.


5. GÜN



1. MONTMARTRE

Bugünün ilk durağı yine Paris'e özgü sanatsal ve dinsel bir nokta. Montmarte ve Basilique du Sacré Coeur. Pigalle'e metroyla ulaşılır . Aslında hazır Pigalle'e kadar gelmişken biraz ilerisindeki Moulin Rouge tarafına da uğranıp bir fotoğraf çekilebilir. Ve sonra Sacré Coeur merdivenleri çıkılır. Paris'in belki en dik yokuşunu burada göreceksiniz. Sizi biraz yorabilir ama bana güvenin ki hiç pişman olmayacaksınız.

Sacré Coeur bazilikası Neo-Byzantine tarzında 1919 yılında yapılmış ve 400 metre yüksekliğiyle Paris'i panaromik gören yerlerden birisi. Bol bol fotoğraf çekenleri göreceksiniz siz de es geçmeyin ve hem Paris'i tepeden hem de bazilikayı görsel olarak ölümsüzleştirin.



Bazilikanın arkasında bulunan mahalleye (Sanatçılar Tepesi ) Montmarte geldiğiniz zaman ufacık bir mahalle sizi içine saracak. Ne büyük sanatçılar(Dali, Van Gogh, Picasso vb.) Paris'e gelip buralarda yaşamış Fransız sanatçılar hep burayı tercih etmiş. Her sokağında tarihi koklayacağınız bir mahalle.



Karikatürünüzü çizmek isteyen ressamlar, resim galerileri, ufak ufak kafeler, restoranlar içe içe geçmiş ama cıvıl cıvıl insanı içine saran bir yer. Biraz soluklanmak gezilen yerleri sindirmek için bir şeyler içebilirsiniz. Daha sonra yine aşağı doğru ara sokaklardan inerken bir çok ünlü insanın evine rastlayabilirsiniz.


2. CHAPELLE ET CANAL SAINT MARTIN


Montmarte gezisini bitirince Pigalle üzerinden yürüyerek ulaşacağımız Chapelle'in şöyle bir önemi var. Paris'te Kara Afrika'nın tüm insanlarını ve yaşam biçimini görebilirsiniz.



Oldukça değişik sokaklarda açılan Afrika Pazarları, yerel kıyafetli bir sürü kabile insanları görülmeye değer.

Chapelle'i geçince Gare du Nord ve Gare de L'est boyunca yürüyerek Paris'in eşsiz kanallarından Canal Saint Martin'e gelelim.
  

Kanal yanında oturan Fransız gençlerini göreceksiniz. İnsanlar marketlerden aldıkları içecek ve yiyeceklerle kanal yanında piknik yaparlar. Sohbetler gece yarılarına kadar devam eder. Kanal kenarında bulunan kafeler masalarını yola çıkarırlar. Müzik, eğlence, sohbet, kanalın sakinliği hepsini bir arada bulacağınız bir ortam. Republique meydanına kadar uzayan bir kanal. Gezimiz bitince meydanı görmeyi unutmayalım.

3. REPUBLIQUE VE BASTILLE MEYDANI


Republique Meydanı Paris'te ki bir çok etkinliğe ev sahipliği yapan bir meydan. Büyüklüğüyle ve tam ortasında ki heykelle gerçekten benzersiz. Belediye bu meydana özel bir önem gösteriri. İnsanlar için oturma grupları, kafeler, gençler için dinlenme noktaları.

Bastille MeydanıRepublique Meydanı



Republique'den Bastille'e bir bulvar geçerek ulaşabilirsiniz.Fransız Devrimi'ni simgeleyen Bastille meydanını ziyaret edip bu devasa meydana bakan kafelerde bir şeyler atıştırabilir ve içebiliriz.

6. GÜN




1. DISNEYLAND ve VAL D'EUROPE


RER A'ya binerek Marne-la-Vallée yönüne gidiyoruz. Disneyland'a gidiyoruz. Eğer gezinizi çocuğunuzla yapıyorsanız zaten mecbursunuz ama yalnızsanız ya da sevgilinizle de çocuklar gibi çok güzel vakit geçirebilirsiniz.

Eğer sıkılırsanız Disneyland'dan bir önceki durakta Val d'Europe durağında Parislilerin çok gittiği büyük alış veriş merkezine de uğrayabilirsiniz. Biz ülkemizde çok alışkın olduğumuz için fazla cazip gelmeyebilir ama Fransızlar özellikle Parisliler için böylesine büyük AVM'ler az olması nedeniyle ilginçliğini ve cazibesini devam ettiriyor. Siz de uğrayarak farklı ürünlere şehre göre daha düşük ücretlerle ulaşabilirsiniz.


7. GÜN




1. Eyfel Kulesi ve Champ de Mars


Güne Eyfel Kulesi gezisiyle başlayalım.


La Tour Eiffel kimi Parisliler için şehrin bu güzellikleri yanında metal ve anlamsız bir yığın geri kalan dünya içinse işte Paris'e geldik tamam demenin bir göstergesi. Ama önemi tartışılmaz. Champ de Mars parkına 1889 yılında mühendis Gustave Eiffel tarafından yapılmış ve ismi de gördüğünüz gibi kendisine ait. Yüksekliği 301 metre. 4 € ve 8 €'luk seçeneklerle yürüyerek ya da asansörle çıkış şansınız var.


Mutlaka bir şekilde çıkın ve şehrin muhteşem manzarasını doyasıya izleyin. Sevdiğinize kulenin üstünde vereceğiniz bir öpücükle bu anı ölümsüzleştirin.

2. Les Champs-Elysées


Eyfel kulesi gezisi sonrası karşı tarafa yürüyerek Arc De Triomph'a geleceksiniz. Zafer Takı'nı geçtikten sonra aşağı doğru süzülen o çok büyük bulvar Champs Élysées. Caddeye çıktığınızda alış verişin ve restoranların sıra sıra dizildiği upuzun bir caddeye çıktığınızı unutmayın. Cadde üstündeki kafelerde dinlenenin. Öğlen sandviç atıştırması ya da bir hafif yemekle biraz dinlenceden ve keyiften sonra cadde baştan sona gezilip alış veriş yapılabilir.



Metro kullanarak yeniden şehrin merkezine doğru bir yolculuk yapalım. Chatelet durağında inelim.

3. Le Centre Pompidou - Pompidou Kültür Merkezi


Gençlerin yoğun olduğu bir mahalledir Chatelet. Bir yerlerde oturup Parisli gençleri izleyerek Paris yaşamına dair ipuçları bulabilirsiniz. 


Pompidou Center




Hemen yanında bulunan Beaubourg'a geçip Pompidou merkezini görelim. Paris'in ara sokaklarını ve butiklerini keşfedelim. Pompidou meydanındaki sanat gösterilerini izleyelim ve sanat parkını gezelim.

4. Marais


Pompidou'nun hemen arkasında ki mahalledir Marais. Marais'nin ara sokaklarında gezinirken muhteşem butiklere rastlayacaksınız. Aynı zaman konsept kafeler, restoranlar ve butikler ilgi çekici. Paris'in ilk meydanı olan Place de Vosges'a kadar devam edelim ve Fransız edebiyatı'nın muhteşem ismi Victor Hugo'nun evini ziyaret edelim.




Ve ne yazık ki yine bir Paris gezisinin sonuna geldik. Bu sefer biraz daha uzun süreli kaldık ve umarım biraz daha özgürce gezebilme şansımız olmuştur. Çünkü Paris sokaklarında özgürce gezdikçe daha iyi anlaşılıyor. Bizim sorunumuz zaman kısıtlaması. O yüzden size yardımcı olmaya çalıştım ve eğer bir nebze yardımcı olduysam ne mutlu.


Paris hakkı vererek yaşanıldığı zaman unutulmaz zamanlarla size cevap verecektir.

Size yardımcı olabilecek yol haritaları için buraya tıklayınız.

0 comments:

Yorum Gönder

Siz de tecrübelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.